|
1. Sınaî Haklar Mevzuatımızın, Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) Düzenlenmiş Olması Büyük Sorunlar Yaratıyor
1995 tarihinde 551 Sayılı KHK ile patentler ve faydalı modeller, 554 Sayılı KHK ile endüstriyel tasarımlar, 555 sayılı KHK ile coğrafi işaretler ve 556 sayılı KHK ile markalar düzenlenmiştir. Bu yapılırken, suç ve cezaların kanun ile düzenlenebileceği anayasal ilkesinden hareketle bu KHK’lara, sonradan çıkarılan 4128 sayılı Kanun ile birer ceza maddesi eklenmiştir. Ne var ki, bu maddeler sadece cezada kanuniliği sağlamış, fakat suçta kanuniliği sağlayamamıştır.
2. Suç ve Cezalar KHK ile Düzenlenemez
Anayasa Mahkemesi 2004 yılında marka ve faydalı modellerle ilgili bazı hükümleri iptal etmiştir. Yasa koyucu (TBMM), iptal kararı ile oluşan boşluğu doldurmak istemişse de Meclisin bu çabası yeterli olmamıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi 2008 yılında da marka mevzuatının bazı hükümlerini iptal etmiştir. Bu kez TBMM’nin, oluşan boşluğu en geç 5 Ocak 2009 tarihine kadar doldurması gerekirken, yeni düzenleme ancak 28 Ocak 2009’da yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan ceza hukukundaki yeni gelişmeler de sınaî hak ihlallerinin cezai yaptırımını ortadan kaldırmıştır. Şöyle ki, 1 Ocak 2009 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Ceza Kanununun 2. maddesine göre, idarenin düzenleyici işlemleri ile suç ve ceza konulamaz. Nitekim Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 23.2.2009 tarihinde bu yönde emsal niteliğinde bir karar vermiştir. Bugün savcılıklar ve ceza mahkemeleri, Yargıtay’ın bu içtihadı doğrultusunda kararlar vermektedir. Yeknesak bir uygulama yoksa da suç eşyası olan taklit markalı ürünler de sanığa/hükümlüye iade edilmektedir. 3. 5833 Sayılı Kanun ile Yeni Marka Suçları Düzenlendi Ceza hukukunda lehe hükümlerden sanık yararlanır. Yeni Ceza Kanununun 2. maddesinin yürürlüğe girmesi ile birlikte böyle bir hukuki durum oluştuğu için 5833 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 28 Ocak 2009 tarihinden önceki marka tecavüzleri cezai yaptırımdan mahrum kaldı. Yani anılan tarihten önce marka taklidi nedeniyle açılan tüm ceza davaları beraatla sonuçlandı/sonuçlanıyor. Bu gelişmeler yüzünden 9.000 civarında marka ceza davasının düştüğünden söz edilmektedir. Oluşan bu boşluğu yasa koyucu 5833 Sayılı Kanun ile doldurdu. 28 Ocak 2009 tarihinden sonraki marka taklitlerine uygulanabilecek bu düzenlemeye göre taklit markalı ürünlerin imalatı, satışa arzı ve satışı eylemleri suçtur. Ancak bu düzenleme oldukça yetersizdir. Çünkü ticari amaçla elde bulundurmak, depolamak, gümrük bölgesine sokmak veya gümrükçe onaylanmış bir işleme tabi tutmak eylemleri suç olmaktan çıkmıştır. 4. Patent, Faydalı Model, Endüstriyel Tasarım ve Coğrafi İşaret Haklarına Tecavüz Suç Olmaktan Çıktı Markalardaki 5833 Sayılı Kanuna benzer bir düzenleme diğer sınaî haklar için geçerli değildir. Bu yüzden bugün patent, faydalı model, endüstriyel tasarım ve coğrafi işaret haklarına tecavüz suç olmaktan çıkmıştır. Önemle belirtelim ki, bu haklara tecavüz halinde hukuki yaptırım halen yürürlüktedir. Yani hak sahipleri tecavüz eden kişiye karşı tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması ve tazminat gibi özel hukuka ilişkin davaları açabilmektedir. Burada söylemek istediğimiz, sadece cezai yaptırımın yokluğudur. 5. Ne Yapılmalı? Burada ilk akla gelen çözüm; 5833 Sayılı Kanuna benzer bir düzenlemenin diğer sınaî haklar bakımından da yürürlüğe konulmasıdır. Ancak böyle bir düzenleme, bizce sorunu kökünden çözmeyecektir. Zira Anayasada sadece suçta ve cezada kanunilik ilkesi benimsenmemiş; ayrıca başkasına ait (taklit de olsa) eşyaya el koyma, yeni bir mahkemenin kurulması gibi pek çok konunun da ancak kanunla düzenlenebileceği belirtilmiştir. Oysa sınaî haklar alanında bu gibi konular KHK’larla düzenlenmiştir. Bugün Anayasada öngörülen düzenlemeler dikkate alındığında ülkemizde halen sayıları yirminin üzerinde olan fikri ve sınaî haklar mahkemelerinin meşruluğu/yasallığı dahi tartışılabilir. Köklü çözüm ise, 14 yıldır yürürlükte olan KHK’ların bir an önce kanun haline getirilmesidir. Halen marka ve tasarımlara ilişkin kanun tasarıları Meclis alt komisyonlarındadır. Patent ve coğrafi işaretlere ilişkin kanun taslakları ise henüz Meclise gelmemiştir. Türk Patent Enstitüsü tarafından hazırlanan taslak ve tasarı aşamasındaki bu metinler bir an önce yasalaşmalıdır. Av. Dr. Cahit SULUK İstanbul Barosu
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|