REFORM HAZIRLIĞI ÖNCESİNDE SÖZ İHRACATÇININ

Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından 2015 yılı Aralık ayında açıklanan ekonomik reform paketini oluşturan unsurlar hayata geçirilmeye hazırlanırken, paketin uygulanmasında en önemli aktörlerden olan ihracatçıları dinledik.

Türkiye 2015 yılında tüm iç ve dış sorunlara rağmen ihracatını 144 milyar dolar seviyesine getirdi. İhracat önceki yıla göre parite etkisiyle değer bazında azalsa da miktar olarak küçük de olsa bir artış yaşadı. Gazeteniz DÜNYA, 2023 yılı için 500 milyar dolarlık ihracat hedefi koyan Türk ihracatçısının sorunlarını dinledi.

Türkiye 2015 yılında tüm iç ve dış sorunlara rağmen ihracatını 144 milyar dolar seviyesine getirdi. İhracat önceki yıla göre parite etkisiyle değer bazında azalsa da miktar olarak küçük de olsa bir artış yaşadı. Gazeteniz DÜNYA, 2023 yılı için 500 milyar dolarlık ihracat hedefi koyan Türk ihracatçısının sorunlarını dinledi.

OAİB KOORDİNATÖR BAŞKANI AHMET KAHRAMAN:

Abartılan verimlilik artışını, çok değil 2-3 kararla sağlarız

“Öyle bir kıskaçtayız ki ihracat daraldı, sanayicinin durumu çok parlak değil. Bu sıkıntıları hep beraber paylaşıp aşabiliriz. Bazı kararlar üreticiye, ihracatçıya sorulmadan alınıyor ve sistem tıkanıp, çalışmıyor. Mesela Doğu, Güneydoğu’ya cazip teşvikler verildi ama o bölgenin insanı dahi oraya gitmiyor. Doğu’yu kalkındıralım derken Batı’nın suçu ne? Teşvikler çalışan, iş yapılacak yerlere verilmeli. Mesela Ankara’yı teşvikte mağdur etmememiz lazım. Artık şehirler değil, kazalara kadar inmemiz lazım. Batı’da Doğu’dakilerden daha kötü durumda olan ilçeler var. Yanı sıra toplum olarak çalışmadan oturmaya başladık. Fakir fukara fonu, belediye yardımları derken kırsal kesimlerde insanlar evde oturmayı tercih ediyor. Çalışırsa 1000 lira alacağına, çalışmadan 700 lira almak daha cazip diyor. Bu nedenle kırsal bölgelerdeki insanlardan istifade edemiyoruz, çevreden adam taşımaya başlıyoruz. Bu, maliyet artışı demek. İnsanlara yardım edelim derken, iyilik yapmıyoruz, onları tembelleştiriyoruz. Yetişmiş insan gücün yok, yetişmemiş insan gücü de yok. Fabrikaların önünde eleman ilanları 365 gün asılı. Suriye’den dünya kadar adam geldi, sokakta geziyor, eğitip işgücüne katmalıyız. Bu insanlar aylak aylak dolaşınca ya dilencilik ya hırsızlık yapacak. Bunların dışında, Eximbank şu anda en iyi çalışan bankamız. Daha da geliştirilmeli, desteklenmeli. Rahat ve geniş çalışması sağlanmalı. Devlet bankaları özel bankalar gibi davranmamalı, piyasayı rahatlatacak uygulamalara imza atmalı ve çok da aktif olmalı. Fuar katılım desteklerinde üst sınır artırılarak 30 bin dolar olmalı, devlet desteği oranı ise yüzde 75’e çıkarılmalı. İhracatı artıracak en büyük parametrenin fuarlar olduğunu biliyoruz. Bu nedenle yurtiçi ve yurtdışındaki fuarların tamamında katılımcı firmalara gereken her türlü destek verilmeli. İhracatta birliklere de büyük görev düşüyor. Dış ticaret departmanı bulunmayan firmalara, hamilik yapmalı, abilik yapmalı, yol göstermeli.”

MAKİNE VE AKSAMLARI İHRACATÇILARI BİRLİĞİ BAŞKANI ADNAN DALGAKIRAN:

Yeni hikaye için STK’larda da dönüşüm olmalı

“Hükümetin de, TOBB ve TİM gibi kuruluşların da bakış açısını değiştirmesi gerekiyor. Mevcut bakış açısı ile bu kadar üretebiliyor, bu kadar satabiliyoruz. A noktasından B noktasına gidişte ucuz işgücü iyi bir hikayeydi. Rekabet gücü buradan geliyordu. Bu hikaye bitti. Şimdi, orta yüksek ve ileri teknoloji hikayesine ihtiyaç var, yani B noktasından C’ye gitmeniz gerekiyor. Peki kim götürecek bizi bu hikayeye? Girişimci ve beşeri sermaye götürecek. Burada da kültür ve iklim gerekiyor. Özgür bir ortamda, sağlam bir hukuksal sistemde düşünebilen, sorgulayan, analiz eden bir yapı gerekiyor. Bunlar olmadığı zaman seni oraya taşıyacak herhangi bir şey yok. Peki, sen sistem olarak bunu destekliyor musun? Yoksa sistem olarak şehir rantı gibi şeyleri mi öne çıkarıyorsun? Görüntü işler yapıyoruz. Mesela 65 milyar lira ortaöğretime para harcıyorsun, üniversite sınavına sokunca o para harcadığın öğrencileri 40 matematik sorusundan ortalama 5 tane, 40 fen sorusundan ortalama 4 tane çözebiliyor. Sonra ben eğitim veriyorum diyorsun. Kısa vadede yapılması gereken ilk iş, teknoloji geliştiren uluslararası firmaları tutup kolundan getirmek olmalı. Onlara her türlü desteği vereceksin ve gençlerin o firmalarda yetişmesini sağlayacaksın. Ne pahasına olursa olsun bu yapılmalı. Bu hem öğretici olacak, hem açığı kapacaktır. ‘Bu adam niye gelsin? Niye burada yatırım yapsın?’ gibi soruların yanıtını bulursan, bu adamları getirmek, yolu bulmak kolay olur. Burada iş örgütlerine de çok önemli görevler düşüyor. İş dünyası, kendi kurduğu örgütlerde devletleşmemeli. Mantığı devletleşiyor, bürokratlaşıyor, sıradanlaşıyor. Yani örgütler, STK’lar fayda sağlamak yerine zarar vermeye başlıyor. Bütün yapıların değişmesi, dönüşmesi gerekiyor.”

İKLİMLENDİRME SANAYİİ İHRACATÇILARI BİRLİĞİ BAŞKANI ZEKİ POYRAZ:

Hammaddeye koruma olmamalı

“Mesela çelik boruda, ithal edersen sıfır gümrük, sacını getirirsen yüzde 9 gümrük. Katma değerli ürünlere koruma gelmesi lazımken hammaddeye koruma getirirseniz, katma değerli ürünler üretilmez. Mevcut pazarları da kaybederiz, ihracat düşer ve son üründe de bağımlı hale geliriz. Mesela panel radyatörde dünya birincisiyiz. Çin de bizden alıyor. Ve hatta gururla Türk malıdır diye göstererek satıyor Çin. Hammaddeye konan vergiler, bu alandaki rekabetçiliğimizi bitiriyor. Ürün elini kolunu sallayarak dolaşıyor, hammaddeye ise dur kardeşim nereye deniliyor. Onlarca sektör, yüzlerce üretici zor duruma düşürülüyor. Çalışanlarımızı ise işçinin temsilcisi olduklarını söyleyenler kullanıyor. Biz işçimize iyi bakıyoruz. Ona bakmazsak, sahip çıkmazsak üretim yapamayız. ‘Dışarıda işçi maaşı çok, sen de talep et, al, yan gel yat, diploman var, maaşı hak ediyorsun’ diye işçiyi kışkırtanlar, ekonomiye de, yatırımlara da zarar veriyor. Bir diğer sıkıntı da gümrüklerde. Bizim gümrüklerin vardiyalı çalışma esası var. Genelde TIR’lar akşamüstü gönderiliyor. Gümrüklerin vardiyalı çalışmasıyla mesai mefhumunun ortadan kalkması lazım. Gümrüklerin vardiyaya geçip 24 saat çalışması lazım. Hedef 500 milyar dolar ise bu işlerin hızlanması lazım. Türkiye Cumhuriyeti’nde tüm memurların fazla mesaisini devlet öder, gümrüğün mesaisini niye özel sektör ödüyor? Bunun da devlet tarafından ödenmesi lazım. Bunu olmazsa olmaz olarak görüyorum. Mesai ücretleri büyük yük, akşam yüzde 50, cumartesi pazar yüzde 100, resmi tatillere gelirse yüzde 400 artıyor.”

DEMİR, DEMİR DIŞI METALLER İHRACATÇILARI BİRLİĞİ BAŞKANI ŞERAFETTİN CECELİ:

Ucuz işgücüne dayalı yatırımlar bitecek

“Makine teçhizat alımında, KDV hariç teşviklerin tamamı işletmeye geçip kar ettikten sonra geçerli. Yatırım aşamasında teşvik diye bir şey yok. İhtiyaç olan şey kara geçene kadar olan destekler. Teşvikler tahrik etmeli ama 4-56’ya insanlar gitmiyor. Neden? Yatırım yapmanız için hammadde, pazar, ihracat yapıyorsanız liman, çalışacak insan lazım. Sadece teşvik var diye Erzurum’a yatırım yapamazsınız. Kararlar, etki analizi yapılmadan alınıyor. Mesela boru üretip, TANAP’a veriyorum. TANAP’ı 6 firma üstlendik, sacın tamamı ithal geliyor. Yerli üreticiler bunu üretemiyor, buna rağmen anti damping istiyor. 2015’te Çin’den gelen malın tamamına yakını TANAP’ın sacı. Bir grup koruma istedi diye, yüzlerce firmanın kaderi ile oynanıyor. 52 yıldır büyümeyen firmaya, hala çocuk diyoruz ve büyütmeye çalışıyoruz. Kurgusunda yanlışlık olan ve tüm çabaya rağmen bu kadar büyüyebilen şirketleri koruma önlemleri ile büyütmeye çalışırsak diğer firmalara zarar veririz. Yanı sıra üretime dayalı sanayide daha az işgücüyle nasıl çalışırız diye hesaplar yapılmaya başlandı. Bundan önce işgücü ucuz olduğu için ucuz makineyi tercih ediyorduk. Bugün makine pahalı bile olsa, işgücünü azaltacak olan makineyi seçmek zorunda kalacağız. Bu dönüşümden ülkenin kazanıp kazanmayacağı belli değil. Bugün firmalar yatırımını başka ülkeye götürdüğü zaman, yatırımcının karı belki artacak ama çalışan işçiler işsizler ordusuna katılacak.”

HUBUBAT, BAKLİYAT, YAĞLI TOHUMLAR VE MAMULLERİ İHRACATÇILARI BİRLİĞİ BAŞKANI TURGAY ÜNLÜ:

Yurtiçine çalışanla yurtdışına çalışan farklı olmalı

“Asgari ücretle ilgili söylenenler hepsi iç pazara üretim yapanlar için geçerli. Malı iç pazarda satıyorsam şartlar eşit, hepimizin maliyeti arttı. İhracatçı gözünden bakarsanız, Çin’de, Hindistan’da böyle bir artış var mı? Böyle bir artış yok. O zaman benim üçüncü ülkelere karşı rekabet gücüm azalıyor. Kararlar etki analizleri ile alınmalı. Sorunlar ortada, çözümler de biliniyor. Bakanlarımıza, bürokratlarımıza bu sıkıntılarımızı anlatıyoruz, çalışmalarını da yakından takip ediyoruz. Çözüme yoğunlaştıklarına şahit oluyoruz. O çalışmalar sonucunda kısa dönemde yapılacak reformlarla, üreticiyi rahatlatacak, üretimi cazip hale getirecek farklı açılımların olacağına inanıyoruz.”

SÜS BİTKİLERİ VE MAMULLERİ İHRACATÇILARI BİRLİĞİ BAŞKANI OSMAN BAĞDATLIOĞLU:

Bu sistemde potansiyeli olan ilçeler yatırım çekemiyor

“Teşvik kavramını iyi anlamak gerekiyor. Yeni bir ürün varsa teşvik edilir, destek ise üretilen ürünün geliştirilmesi için verilir. Teşvik ve desteğin ayrı ayrı değerlendirilmesi ve köylere kadar inilmesi gerekiyor. Mesela Antalya’da Korkuteli gibi ilçeler az gelişmiş olarak nitelendiriliyor ama bu ilçeler seracılık alanında potansiyel barındırıyor. Hiç potansiyel olmayan illere teşvik verilince Korkuteli gibi verimli ilçelere yatırım yapılmıyor ve o ilçeler ekonomiye kazandırılamıyor.”

ÇİMENTO, CAM, SERAMİK VE TOPRAK ÜRÜNLERİ İHRACATÇILARI BİRLİĞİ BAŞKANI BAHADIR KAYAN:

Asgari ücret artış oranı sendikal işyerlerini zorlar

“Sorunlar ortak. Ekleyebileceğim şey şu, iki haneli enflasyona doğru gidiyoruz. Çimento, seramikte tesisler büyük, istihdam fazla ve çoğunda sendika var. Sendikal sözleşmelerde asgari ücretin artış oranı baz alınıyor. Üretici burada çok zorlanacak. Grevler başlayacak. Bu, asgari ücretin hiç konuşulmayan tarafı. Yani, bazı sendikalarda 5 bin lira ücret alanın da sözleşme gereği ücreti yüzde 30 artacak. Metal iş kolunda anlaşma olmasına rağmen grev kararı alınmaya başladı. Çözüm ise çok proaktif aslında, ilgili bakanlıkların sendikalarla oturup artı eksisini değerlendirmesi gerekiyor. İhracat ise tüm bu olanların getirisi yani rekabet edemediğimiz için düşüyor. Rakip ülkelerdeki devalüasyona bakıyoruz, Türkiye’de de bu olmasına rağmen rekabet edemiyoruz. Pazarları kaybediyoruz ve geri kazanmak çok zor. Dolayısıyla ücret artışları çok bıçak sırtı bir iş. Yatırımcıyı yurtdışına kaçma noktasına kadar götürür. Hatta sırf sendikalar sebebiyle yurtdışına giden firmalarımız oldu. Gidenlere de kızamazsınız, çünkü her şey rekabet üzerine kurulu.”

FERİT PARLAK - ANKARA