Makina İmalatçıları Birliği’nin (MİB) Kuruluşu

“Bu işi alın ve siz yürütün”

Arslan Sanır ilk ziyaretçiyle 1994 yılının son aylarında karşılaşır. Bu tesadüf Genel Sekreter’in Sıhhiye’deki ofise giderken, elinde bir kağıt, bir yerlere bakınan yabancıya “Nereyi arıyorsunuz?” diye sormasıyla başlar. MİB’i arayan bu kişi İtalyan Takım Tezgahı İmalatçıları Birliği’nin (UCIMU) bir temsilcisidir. Birliği, 11 Mayıs 1995 Milano’da açılacak olan EMO Fuarı’na katılmaya davet edecektir. İkinci ziyaretçi ise, İGEME’ye o zamanlar danışmanlık yapan Van der Sman’dır. O da bir gün MİB kapısını çalar. Birlik ile ilgili bazı bilgileri aldıktan sonra Genel Sekreter’e “Makina Direktifi hakkında herhangi bir bilginiz var mı?” diye sorar. MİB’in Makina Direktifi ile tanışması da böyle başlar...

Makine imalatı sektöründe her ne kadar 1980’li yıllarda dernekleşme konusunda bazı girişimler olmuş olsa da dönemin koşulları, büyük firmaların sayıca az olması ve küçük firmaların büyük firmalarla bir araya gelme konusundaki çekinceleri, yapılan girişimlerin başarısızlıkla sonuçlanmasını beraberinde getirir. Fakat Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) 1989 Yılı İcra Planı’ndaki 204 sayılı tedbirinde sektörün birliğe olan ihtiyacı; “Geniş ve dağınık bir görünüm arz eden makina imalatı sektörünün organize bir yapı içinde sorunlarının çözülmesini sağlamak ve gelişmesini sürdürmek üzere Makina İmalatçıları Birliği kurulması için hazırlıklar yapılacaktır” şeklinde vurgulanır. Birliğin kurulmasında ise, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı görevlendirilir. Böylece çok kısa süre sonra hayata geçecek olan Makina İmalatçıları Birliği’nin (MİB) kurulum sürecinde ilk adım atılır.

“Bu işi alın ve siz yürütün”

Görevin Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na verilmesinden hemen sonra, o tarihte Bakanlık Müsteşarlığı görevini yedi senedir üstlenen ve aynı zamanda Makina Yüksek Mühendisi olan Merhum Akın Çakmakçı, sektörün önde gelen temsilcilerini toplar. 25 Mayıs 1989’da yapılan toplantıya, Işık Makine’den Şükrü Er, Coşkunöz’den Arslan Sanır, Komsan’dan Atilla Kuzucan ve Asmaş’dan Enver Ünal davet edilir. Müsteşar Akın Çakmakçı, yapılan toplantı sonucunda, “Bu işi alın ve siz yürütün” diyerek dernek tüzüğünün hazırlanması görevini bu dört kişiye devreder.

Bu gelişmenin ardından, hızlı bir şekilde gerek yurt içinde, gerekse de yurt dışında benzer statüdeki derneklerin çalışma kapsamları araştırılırken diğer yandan da dernek tüzüğünü hazırlamak için hukukçulara danışılır. “Tabi Türk mevzuatı bakımından tüzük hazırlamak biz mühendislerin yapabileceği bir şey değil” diyen MİB Eski Genel Sekreteri Arslan Sanır, İçişleri Bakanlığı’nın beklentilerine uygun hazırlanan tüzüğün,1989 yılının 19 Eylül’ünde Bakanlığa sunulduğunu söylüyor. Bu tarihten sekiz ay sonra, tüzüğün ilgili Bakanlık tarafından onaylanmasıyla birlikte MİB resmen faaliyete geçer. İlk genel kurulunu da 28 Kasım 1989 yılında gerçekleştirir.  

KURUCU YÖNETİM KURULU:

Şükrü Er                   Başkan

İlter Serim                 Başkan Vekili

A. Hikmet Yurt          Sekreter Üye

Vedat Vural              Muhasip Üye

İdris Yamantürk       Üye

Ö. Nuri Beşikçioğlu Üye

Arslan Sanır             Üye

Sektörde esen rüzgar; çekingen

Birliğin kuruluş aşamasının oldukça hızlı gerçekleşmesine karşın, sektörde büyük ölçekli firmaların sayıca az, küçük ölçekli firmaların ise, sayıca fazla olması Birliğe üye olma konusunda çekingen havanın oluşmasını beraberinde getirir. “İçişleri Bakanlığı’na başvurduğumuzda ilk önderlik eden dört firma dışında sadece 17 firma bize katılmıştı” diyen Arslan Sanır, Birliğin görev listesinde ilk sırayı üye sayısını artırma çalışmalarının aldığını belirtiyor. Dolayısıyla da, Birlik hayata geçer geçmez üye olmadaki çekingen bakış açısını değiştirmek ve sektörü alıştırmak için çalışır. Bu bağlamda yürütülen faaliyetler arasında, her ay düzenli bir şekilde Birliğin üyesi olan, olmayan her firmaya bülten gönderilmesi, Birlik çalışmaları hakkında bilgilerin verilmesi sayılabilmektedir. Ayrıca firmalarla birebir yürütülen iletişim çalışmaları dışında Birlik, her bir üyesinin yaşadığı problemi kendi sorunuymuş gibi benimser ve bu sorunların çözümüyle yakinen ilgilenir. Bu da beraberinde hem yeni üye kazanmayı, hem de mevcut üyelerin memnuniyetini artırmayı getirir. Çok geçmeden bu çalışmalar meyvesini verir ve üye sayısı ikinci yıl 60’lar seviyesine ulaşır. Daha sonraki yıllarda 190’ın üzerine kadar da çıkar. 

Bürokrasi tarafından verilen ilk görev

Hem kuruluşunda, hem de kurulduktan sonra bürokrasi ile oldukça yakın ilişkiler yürüten MİB yönetimine, bürokrasi tarafından verilen ilk görev 1991’dedir. ‘91 yılının Eylül ayında, DPT tarafından oluşturulan Makina ve Madeni Eşya Özel İhtisas Komisyonu’nun başkanlık görevini MİB adına Genel Sekreter Arslan Sanır üstlenir.

Acaba dışarı satabilir miyim?

90’lı yılların ortalarına gelindiğinde ise, hem sektör açısından, hem de Birlik açısından pek çok gelişmenin yaşanacağı dönemin kapıları aralanır. 1994’e kadar Türkiye’de makina imalatçısı firmalar sadece iç pazar için imalat yaparlar. Fakat bu tarihte ülkemizin ciddi finans kriziyle karşı karşıya kalması tıpkı 1957-60 arasındaki döviz bunalımı gibi makina imalatı sektörüne itici bir güç niteliğinde olur. 1994 yılında döviz kurunun aşırı yükselmesi, ithalatın gerilemesini beraberinde getirirken, meşhur 5 Nisan Kararları’nın alınmasına yol açar ve alınan tedbirler sonucunda ekonomi “kıpırdayamaz” hale gelirken makina imalatı sektörü de “bocalama” sürecine girer. Sektörün bu krizden çıkış yolu ise, “Acaba dışarıya satabilir miyim?” fikri olur. Aslında bu tarihten önce Bursa’daki takım tezgâhçılarına, çok tezgâh satan bir Alman firması, üçüncü dünya ülkelerine veya Avrupa’daki küçük firmalara satabilirim düşüncesiyle Bursa’dan bazı makinalar alır, fakat bunlar rakamsal olarak oldukça küçüktür.

MİB’in kapısını iki beklenmedik ziyaretçi çalar

İhracat fikrinin baş gösterdiği dönemde MİB’in kapısını ilginç iki ziyaretçi çalar. Bu iki ziyaretçiden biri, Birliğin uluslararası ilişkisinin ilk adımını oluştururken, bir diğeri ise, sektörün yurt dışına açılmasında önünde set olarak duran ama sektör tarafından henüz bilinmeyen gelişmenin habercisidir.

Arslan Sanır ilk ziyaretçiyle 1994 yılının son aylarında karşılaşır. Bu tesadüf Genel Sekreter’in Sıhhiye’deki ofise giderken, elinde bir kâğıt, bir yerlere bakınan yabancıya “Nereyi arıyorsunuz?” diye sormasıyla başlar. MİB’i arayan bu kişi İtalyan Takım Tezgahı İmalatçıları Birliği’nin (UCIMU) bir temsilcisidir. Birliği, 11 Mayıs 1995’te, Milano’da açılacak EMO Fuarı’na katılmaya davet edecektir. İkinci ziyaretçi ise, İGEME’ye o zamanlar danışmanlık yapan Van der Sman’dır. O da, bir gün MİB’in kapısını çalar. Birlikle ilgili bazı bilgileri aldıktan sonra Genel Sekreter’e “Makine Direktifi hakkında herhangi bir bilginiz var mı?” diye sorar. Arslan Sanır, ”Açıkçası, o güne kadar Makina Direktifi diye bir şey duymamıştık. Van der Sman, konu hakkında kısa bir açıklama yaptıktan sonra, İGEME kütüphanesinde bu konu ile ilgili dokümanların birer fotokopisini getirdi. Benim ve MİB’in Makina Direktifi ile tanışması böyle başladı” diyor.

Konunun yeni yeni ihracata başlayan firmalar açısından çok önemli olduğu anlaşılınca Birlik tarafından hiç vakit kaybetmeden çalışmalar başlatılır. Yurt dışından bu konuda yayınlanan bazı kitaplar, araştırmalar getirilir ve bunlar doğrultusunda hazırlanan kitapçık üyelerle paylaşılır. Hemen ardından da Ankara, İstanbul, Bursa, Eskişehir dahil olmak üzere bazı illerdeki Sanayi Odaları bilgilendirilerek, onların destekleri ve işbirlikleri ile bu illerde makina imal eden MİB üyesi olan veya olmayan sanayicilerin katıldıkları bilgilendirme toplantıları düzenlenir. Hazırlanan kılavuz kitap ise, dağıtılır.

CECIMO’dan üyelik daveti

MİB’in gelişmesindeki kritik noktalardan bir diğeri de CECIMO üyeliğidir. Bu üyeliğin gerçekleşmesinde etkili olan faktör ise, Birliğin EMO Fuarı’na katılmasıdır. Birliğin, ikinci kez katıldığı 1997 EMO Fuarı’nda MİB standının CECIMO standının hemen yanında olması, kuruluşun yöneticileriyle tanışma fırsatı yaratır. Bu tarihten bir yıl sonra Amerikan Takım Tezgahı İmalatçıları Birliği’nin (AMT) daveti ile Şikago’da düzenlenen IMTS Fuarı’na ilk kez katılan MİB yönetimi tarafından, CECIMO Genel Sekreteri Jean Heymans ile kişisel ve sıcak bir ilişki kurulur. Orada tesadüfen CECIMO Genel Sekreteri ile aynı otelde konaklayan Arslan Sanır, fuara az katılımın olması sebebiyle sabah kahvaltısında sohbet etme imkanı bulur. Bu sohbet ile birlikte kurulan yakın ilişki sonrasında Jean Heymans, Genel Sekreter’e MİB’in CECIMO’ya üye olmayı düşünüp düşünmeyeceğini sorar ve son yıllarda gelişen olumlu ilişkileri dikkate alarak CECIMO Yönetim Kurulu’na MİB’in üyeliğini kendisinin önerebileceğini söyler. “Bizler CECIMO’yu tanımakla beraber bu kuruluşa üye olunabilmesi için, o Birliğin bulunduğu ülkenin AB üyesi olması gerektiğini düşünüyorduk” diyen Arslan Sanır, Jean Heymans’dan böyle bir kuralın olmadığını öğrenmesi üzerine Türkiye’ye döner dönmez bu teklifi yönetim kuruluyla paylaşır. Davet, yönetim kurulunda görüşülür ve kabul edilir. CECIMO Başkanı Keith Bailey ve Genel Sekreter Jean Heymans, MİB yönetiminden alınan olumlu yanıt sonrasında Ankara’ya gelerek Birliği ziyaret ederler. Kasım 1999 tarihinde yapılan CECIMO Genel Kurulu’nda, MİB’in asli üye olması, oybirliği ile kabul edilir. “Kuşkusuz” CECIMO üyeliği Birliğin en büyük başarıları arasında yer alır. Çünkü bu üyelik MİB’in başvurusu ile değil, CECIMO’nun daveti üzerine gerçekleşir. Arslan Sanır, yaşanan bu gelişme ile ilgili olarak “MİB’in prestij ve ayrıcalığı olduğunu düşünüyorum” der. O dönemde, ülkemizdeki bazı sektör kuruluşlarının benzer üst kuruluşlara katılmak için başvuruda bulunup, çoğunlukla asli üye değil, gözlemci statüsü ile kabul edilmeleri ve ancak yıllar sonra asli üye olabilmeleri Genel Sekreter’in düşüncesini doğrulayan bir örnektir. Bir diğer örnek de, aynı zaman dilimlerinde Romanya’nın da CECIMO’ya üyelik için başvuruda bulunmasına rağmen yapılan inceleme sonrasında kabul edilmemesidir. Bu başarı MİB’in olduğu kadar Türk makina imalat sektörünün de geldiği noktayı göstermesi açısından önemlidir.

“Tır şoförlerine bile plaket verdiniz ama bir tane makinacı yok”

MİB’in sektör için yaptığı en önemli çalışmalardan birisi de makina sektörü ile ilgili ayrı bir ihracatçı birliği kurulması konusundaki ısrarlı davranışıdır. O dönemlerde makina sektörü, İstanbul Maden ve Metaller ihracatçı Birlikleri içinde elektrik elektronikle ilgili Birliğin çatısı altındadır. Makina sektörü ile elektrik elektroniğin ne sorunları, ne de pazarları aynıdır. Biri tüketiciye, diğeri yatırımcıya yönelen iki sektörün aynı çatı altında yer almalarının yanlış olduğu fikri MİB tarafından her fırsatta devlet yetkilileriyle paylaşılır. Başarılı ihracatçılara ödüllerin dağıtıldığı bir törende o zamanın Müsteşar Yardımcısı Kürşat Tüzmen’le karşılaşan Arslan Sanır,  Kürşat Tüzmen’e “Tır şoförlerine bile plaket verdiniz ama bir tane makinacı yok. Bu sektörü, elektrik elektroniğin içinde tuttuğunuz sürece makina sektörüne manen destek olmuyorsunuz” der ve “Niye bunu ayrı düşünmüyorsunuz?” sorusunu yöneltir. Kürşat Tüzmen’den gelen cevap ise, şu şekildedir: “Zaten çok ihracatçı birliği var. Biz bunları azaltmaya çalışıyoruz. Bir de makina ihracatçıları birliği olmaz”. Her platformda makina imalatçılarının ihracatçı birlikleri içerisinde ayrı bir yer edinmesi fikrini savunan MİB, aldığı tüm olumsuz geri dönüşlere rağmen bu tavrından vazgeçmez. Daha sonra Ankara’da, Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri (OAİB) bünyesinde ayrı bir Makina ve Aksamları İhracatçıları Birliği (MAİB) kurulması fikri kabul edilir.

Yurt dışı çalışmaları ciddi fedakarlıklarla yapılır

MİB’in kurulduğu ilk 10 yılda mali açıdan ferah bir süreç geçirmemesine rağmen, sektör açısından pek çok başarılı çalışma gerçekleştirir. Birliğin, yurt dışında yaptığı çalışmalar, mali açıdan çok güçlü olunmadığı dönemlerde olduğu için ciddi fedakarlıklarla yapılır. En büyük zorluk, maddi kaynak bulmak olurken, bu dönemde Birlik tarafından Dış Ticaret Müsteşarlığı’na sektör derneklerinin yurt dışı fuar ve toplantılara katılımında teşvik verilmesi önerisinde bulunulur. Fakat bu konuda olumlu adım bu tarihlerden çok sonra atılır.

Yeni sayfaların açıldığı 2000’ler

2000’li yıllara gelindiğinde, hem Türk makina imalatı sektöründe, hem de MİB’in tarihinde yeni sayfalar açılır. Türk makina imalatçısı artık ustalık bilgisiyle yürüyen atölyelerden yurt dışına imalat yapan fabrikalar boyutuna geçer. Sektörde, hem ürününe hem de hizmetine güvenen ve dünyadaki muadilleri ile rekabet edeceğine inanan imalatçılar vardır. Ama Türk makinasının bir Avrupalı, ya da yabancı bir ülke tarafından alınabilecek nitelikte olduğu imajı henüz oluşmamıştır. Bu yüzden MİB’in bu dönemdeki en önemli görevi sektörün ulaştığı noktayı yurt dışına yansıtmak olur. Arslan Sanır’ın, 2000’de katıldığı yöneticiler toplantısında ilginç sorularla karşılaşması bu yüzdendir. “Açık açık söylemeseler bile yöneticilerin Türkiye’nin makine sektörünün düzey bakımından orada yer alıp alamayacağı konusunda tereddütleri vardı” diyen Genel Sekreter, öncelikle delegeleri ikna etmek gerektiğini düşünür. 2001 yılında da, Türk makine sektörünün genel durumuyla ilgili sunum yapar. Böylece yabancıların “Türkiye’de bu da mı yapılıyordu!” hayretleriyle karşılaşılacak yeni döneme merhaba denir.

Avrupa Kompresör ve Pnömatik Aletler İmalatçıları Birliği (PNEUROP), 2005’de yazdığı bir yazı ile MİB’i kuruluşa üye olmaya davet eder. Kurulduğundan bu yana aldığı bu ikinci davet, Birliğin uluslararası anlamdaki bir diğer başarısıdır.

“Artık Türk makina pazarı yabancıların yakın markajında”

En nihayetinde hızla büyüyen Türk makina pazarı, MİB’in de katkısıyla, yabancı ülkelerin dikkatini çekmeye başlar. Artık yabancı kuruluşlar Türkiye’nin hem makina pazarı, hem de ürünleri hakkında bilgi edinmek istemektedir. Triyeste Ticaret Odası’nın 2006 yılı baharında MİB’i davet ederek ülkemiz makina sektörünü öğrenmek istemesi bu gelişmenin güzel bir örneğidir. Triyeste’deki sanayi kuruluşlarının hemen hepsi 2000’li yılların başına kadar tarımdan iyi para kazanırlar ve bu kazandıkları parayı da sanayiye yatırırlar. Ama ikinci neslin makina sanayisine hiç ilgi duymuyor olması sıkıntılı bir döneme yol açar ve çare arayışlarına girerler. Triyeste yetkililerinin çıkış yollarından bir tanesi de Türk makina sektörü olur. Arslan Sanır, yapılan davet üzerine Triyeste’deki sanayicilere Türkiye’de makina sektörü ve yatırım yapılacak alanlara dair bir sunum yapar. Fakat buradan bir ortaklık çıkmaz. MİB, aynı yılın Kasım ayında İtalyan Sanayiciler Birliği’nin (CONFINDUSTRIA) daveti üzerine Milano’ya gider. 2010’da, TÜSİAD Türk sanayisinin üç kolu tekstil, kimya ve makina hakkında bilgi vermek için Çin’e bir seyahat düzenler. 24 - 28 Ekim 2010 tarihleri arasında Pekin ve Şangay’da Türk makina sektörü hakkında sunumlar yapılır. Türk makina sanayisine ilgi duyan ve bu sebeple sektör hakkında bilgi almak isteyen son yurt dışı tanıtımlarında ise, İtalya’da Umbria Export için Arslan Sanır tarafından 30 Mayıs 2012’de ve R2B Research to Business forumunda M. Nail Türker tarafından 7 Haziran 2012’de ülkemiz ekonomisi ve makina sanayi hakkındaki bilgiler aktarılır.